KUDÜS VE BAYERN MÜNİH
Reklam
Mahmut Torun

Mahmut Torun

Mahmut Torun

KUDÜS VE BAYERN MÜNİH

15 Aralık 2017 - 00:06

İsrail yıllardır Filistin’i adım adım işgal ederken diğer Arap devletleri üzerinde de demir yumruğunu hissettirmekte. Onca müslüman ve Arap devletinin arasında bir bedende çıban büyüklüğünde olan İsrail bunu küstahça yaparken ve daha fazlasını yapacağını açık açık ifade ederken 1.5 milyar nüfuslu İslam coğrafyası ve özellikle Araplar ne yapıyor ve ne halde? İsrail bunu hangi cesaretle ve hangi imkânla yapıyor?

Hemen hemen tamamı Batı güdümünde olan Arap liderler koltuklarını sağlam bir şekilde tutmak için ve sonlarının Saddam Hüseyin ve Kaddafi’ye benzememesi için ses çıkaramamakta. Milli bilinci zayıf, petrolden başka hiçbir şeyleri olmayan, üretmek kelimesi eylem lügatlerinde yer almayan Arap toplulukları ise ufak tefek gösteri ve bayrak yakmanın ötesine geçememekte. Yine mazlumların en büyük sesi olmak bize düşüyor fakat öyle yalnızız ki… Daha güçlü olmak zorundayız, tarihi misyonumuz bunu gerektiriyor. Uluslararası arenada savrulmamak ve daha etkin bir aktör olmak için bunu yapmak, başarmak zorundayız.

Tüm bu zulümlerin ötesinde Kudüs’ün Osmanlı’nın elinden çıkışının 100. Yılında 9 Aralık 2017 günü ABD Başkanı Trump, Kudüs’ü İsrail Devleti’nin başkenti olarak tanıdığını ilan etti. Aralarında bizim de bulunduğumuz pek çok devlet bu kararı tanımadı ya da kınama, tepki gösterme eylemleriyle yetinmek zorunda kaldı. 18 trilyon dolarla dünyanın açık ara en büyük ekonomisine, en gelişmiş ordusuna sahip ABD’ye kim ne yapabilir ki bunlardan başka? Şayet biz veya bir başka ülke 18 trilyon dolardan daha büyük bir ekonomiye ve ABD ordusundan daha güçlü ve modern bir orduya sahip olsak işte o zaman bu kararın tanımak veya tanımamanın ötesinde akıllara gelmesine bile mani olurduk. Kuvvetli Yahudi lobisi ve sermayesi ABD’nin yönetiminde etkin olunca dünyanın en güçlü devleti olan ABD bu kararı almakta tereddüt yaşamıyor. Maalesef bize de meydanlarda bağırmak, bayrak yakmak veya kola dökmek gibi pek de kayda değer olmayan fiilleri icra etmek kalıyor. Sosyal medyada veya çeşitli mecralarda bir roman uzunluğunda boykot listelerini takip etmek durumunda kalıyoruz. Üretemediğimiz sürece de maalesef bu tip kararlarla karşılaşmaktan ve meydanlarda bağırıp bayrak yakıp kola dökmekten yeni boykot listeleriyle bakışmaktan öteye geçemeyeceğimiz gibi ciddiye de alınmayız. Bizden 23 kat daha büyük bir ekonomiye sahip ABD’nin bu ekonomik hacmine yaklaşmamız ve her alanda üretim yapmamız lazım ki dur deyince durdurup masaya vurduğumuzda parçalayabilelim.

Aklıma takılan bir soru da Kudüs’ün Hıristiyanlar için de kutsal olmasına rağmen onların bizim kadar ses çıkarmayıp Müslümanları piyon gibi öne sürme düşüncesinin kokuları var. Onlar neden ciddi sayılabilecek bir tepki göstermiyorlar? El Kaide denip Afganistan’a, IŞİD denip Suriye’ye girildi. Yine ABD kendine hizmet edecek bir örgüt kurup birtakım operasyonlar yapmak istiyor ve bunun altyapısını oluşturuyor olabilir mi demeden edemedim. Bu örgüt sayesinde devamında İsrail’e meşru müdahale hakkı çerçevesinde tüm Filistin topraklarını işgal ve ilhak edip Kudüs’ün başkent olarak kabulünün ilanını da meşru bir çerçeveye oturtmak amacını barındıran bir tezgâh mı? Amaçları olan Büyük İsrail’e giden yolda bunun gibi pek çok plan muhtemel. Bizim uyanık olmamız ve her geçen gün ülke olarak üstüne koyarak gelişmemiz lazım. Daha güçlü bir demokrasiye sahip olup çok daha fazla üretip dışa bağımlılığı mümkün olduğunca en aza indirerek ordumuzu da daha da güçlü ve modern hale getirerek uluslararası arenada daha etken olmalıyız.

ABD ve Batı’nın Bağdat’ın, Şam’ın, Kahire’nin hatta Tahran ve İstanbul’un sokakları için politikaları ve planları varken; ajanları ve yetiştirdikleri elemanları buralarda fitne üstüne fitne yayarken hangi müslüman ülkenin New York, Londra, Paris ve Berlin sokakları için bir planı, bir politikası var?

Fikret Orman önderliğinde 6 sene önce bir yapılanmaya giden ve üst üste doğru hamleler yapan Beşiktaş her sene üstüne koyarak hem ekonomik hem de sportif anlamda başarılar elde etmeye devam ediyor. Ligde son iki sezonun şampiyonu olan Beşiktaş gelirini kat kat artırarak stat inşaatı ve çeşitli yatırımlardan sonra bir buçuk senedir borcun artışını da durdurmayı başardı. Bu sene Şampiyonlar Ligi’nde grubunu namağlup lider bitirerek önemli bir başarı elde etti ve ikinci turda Almanların gelmiş geçmiş en kudretli takımı olan Bayern Münih’le eşleşti. İşte yukarda övgüler yağdırdığımız Beşiktaş şu an itibariyle 115 milyon avro değerinde bir kadro kurmuşken rakibi Bayern Münih’in kadro değeri beş buçuk kattan daha fazla olup 600 milyon avro civarında. Beşiktaş bu sene ilk defa gruplardan çıkarken rakibi bu kupayı tam beş kez kazanma başarısını göstermiş durumda. Dünya siyasetinde ABD, Rusya, Çin, Almanya’nın konumu neyse Avrupa ve dünya futbolunda da Bayern Münih’in konumu bu, yani futbolun süper gücü bir takımla eşleşti Beşiktaş. Zira ekonomik gücü, sportif başarısı, lobisi, taraftarı ve her şeyiyle en başat takımlardan birisi Bayern Münih.  Yine de Beşiktaş’ın turu geçeceğine dair umut taşımak için çok fazla sebebimiz var. Beşiktaş’ın izlediği bu doğru politikaları devam ettirmesi halinde Bayern Münih’e elense bile sürdürülebilir başarılar elde edip önümüzdeki yıllarda Avrupa’da hep ses getirip kupa ve kupalar alması oldukça muhtemel.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar